
sabah erken saatlerinde telefonum çaldı,hayırdır diyerek fırladım yataktan,zehra abla, ablamı kaybettik ,dedi telefondaki ses, ne; diye çıglık attım, inanamadım ,benim çocukluk arkadaşım gençligimi paylaştıgım güzel arkadaşım vefat etmişti.koca bir eylül yapragı düştü, sonbahar gelmeden,kalbim yandı, canım acıdı,halada acıyor,evlerine gittim küçük oglumla, annesine sarıldım çocuk gibi idi. işte dedi ;aynı bahçede büyüdügü arkadaşı, çalıştıgı yerde tören yapıldı ögle namazından sonra defnedildi.bugün gönlüme hüzün yagdı, acı yagdı, gözlerimden gençligimin yoldaşı arkadaşıma dinmeyen yagmurlar yagdı.ömür ne kısa degilmi ? biliyorum esas yaşam orada ama cisim gidince insan kabul etmekte zorlanıyor.sevgili arkadaşım çocuklugum gençligim mekanın cennet olsun.sabah erken gelen telefonları gece geç gelen telefonları sevmiyorum ucunda mutlaka yitirmişlik çıkıyor ,annemin vefatınıda gece geç saatte gelen telefonla ögrenmiştim, ozamanda kalbim yanmıştı.gönlüme kar yagmıştı ama yaşam tüm acımasızlıgı ile gidenleri bırakarak devam ediyor ,biliyorumki gidenler kalbimin en kıymetli yerlerinde yaşayacaklar.güle güle git canım bacım..mekanın cennet olsun.